ALLAH KİMİ SEVER?

Allah kimleri sever, derken aslında demek istenen; Allah nasıl davrananları ya da nasıl hareket edenleri sever? Bu konuya Kuran’dan cevaplar arayalım. Bakalım Rabbimizin razı olacağı hayatı yaşamamız için bize öğütleri nelermiş?

“…Hep iyilik edin. Allah iyilik edenleri sever” (Bakara 2:19). İyilik nedir? Birincisi evrensel iyilik, yani tüm insanlığın kabul ve teşvik ettiği iyilik. İkincisi herkesin kendi inandığı değerler sistemindeki iyilik. Bu tür iyilikte de aslında herkes neyin iyi neyin kötü olduğunu az çok ayırt edebilir.

“…Hiç kuşkusuz Allah özden tevbe edenleri sever, özden temizlenenleri de sever” (Bakara 2:222). Burdan ‘ben her gün aynı günahı işlerim ardından da her gün tevbe ederim’ fikri anlaşılmamalıdır. Tevbe Allah’a söz vermektir. ‘Ya Rab ben hata ettim, hatamı anladım, inşallah bir daha aynı hataya düşmeyeceğim’ demektir.  “Bilakis, kim taahhütlerine sadık kalır ve sorumluluk bilinci taşırsa,  iyi bilsin ki Allah sorumluluk bilinciyle hareket edenleri sever” (Âl-i İmrân 3:76). Yani tevbenin diğer adı taahhütüne sadık kalmaktır.

“Onlar ki bollukta da darlıkta da infak ederler; öfkelerini kontrol altında tutarlar ve insanların hatalarını bağışlarlar; zira Allah iyilik edenleri sever” (Âl-i İmrân 3:134). Bollukta ve darlıkta infak ederler. Sadece maddi durumu iyi olanlar infak eder değil yoklukta da infak ederler. Bir şahsın on milyonu var bir miyon lira infak etmiş, diğerinin onbin lirası var bin lira infak etmiş. Görüntüde birincisi çok infak etmiş gözüküyor ama Allah katında farkları yok. Ya da hiç bir şeyimiz yoksa bir tebessümümüz de mi yok?  Ayetin devamında; öfkelerini kontrol ederler diyor, yani öfkelenmezler demiyor; öfkelenirler ama sınırı aşmazlar, çünkü her şeyin bir sınırı vardır.

“Ve nice peygamber, yanındaki Rabbe adanmış bir çok insanla birlikte savaşma durumunda kaldı. Onlar Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı ne yılgınlığa kapıldılar, ne acziyet gösterdiler, ne de baş eğdiler: zira Allah direnenleri sever” (Âl-i İmrân 3:146). Yoruma çok da gerek yok lakin yine de şunu söyleyebilirim: İleri gitmiyorsan da geride kalmamalısın.

“…Allah kendisini görüyormuş gibi kulluk edenleri sever” (Âl-i İmrân 3:148). Unutmayın siz Allah’ı görmüyorsanız da o sizi görüyor.

“…Artık kararını verdiğin zaman da, Allah’a güven! Çünkü Allah kendisine güvenenleri sever” (Âl-i İmrân 3:159). Önce karar ver, arkasından Allah’a güven. İman ettiğini iddia edip de Allah’a güvenmemek riyakârlıktır. Sevip de anmamak vefasızlık, anıp da sevmemek riyakârlıktır.

“…Onları bağışla ve hoş gör! İyi bil ki Allah güzel davrananları sever” (Mâide 5:13). İnsanlar sana haksızlık yapsalar da ‘bundan bunu beklemezdim’ deme. İnsandır de. Çünkü insan nisyan ile meşhurdur yani hata eder.

“…Ama eğer hüküm verecek olursan aralarında adaletle hükmet: çünkü Allah adil olanları sever” (Mâide 5:42). Unutma, adalet çökerse herşey çöker. Adalet çökerse zulüm başlar. Tarihte hiç bir devlet yok ki adalet mekanizması çöktüğü için yıkılmamış olmasın.

“…Unutmayın ki Allah sorumlu davrananları sever” (Tevbe 9:4). ‘Sorumluluğun en küçüğü yoldaki engeli kaldırmaktır’ denilebilir mi acaba?

“…Allah itina ile temizlenen kimseleri pek sever” (Tevbe 9:108). Kirden ve günahtan temizlenmek, her yönüyle.

“…kendi hakkınızdan feragat edin: çünkü Allah (barış için) fedakarlık edenleri sever” (Hucurât 49:9). İlk adımı karşıdan beklemeyin.

“Bir de, onlar (gelmeden) önce kendilerine yurdu hazırlayan ve imanı (yerleştiren) kimselere (verilir); onlar kendilerine sığınan muhacirleri severler, diğerlerine verilenlerden dolayı içlerinde bir hasislik duymazlar; dahası kendileri çok muhtaç halde bulunsalar da, başkalarını kendilerine tercih ederler. Evet, başkasının elindekine göz dikmekten korunanlar var ya: işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir” (Haşr 59:9). Paylaşmak esastır.

Rabbimiz bize razı olacağı amelleri bu şekilde örneklendiriyor bu filleri hayata dönüştürenler omamız duasıyla.