ALIŞKANLIKLARI YAŞAM KILMAK

Ve işte böylece her ülkenin önde gelenlerini, hile ve entrika peşinde koşan suçlular durumuna sokarız. Ama çevirdikleri entrikalar yalnız kendi aleyhlerine olur ama farkında değiller. İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını, bir kısmına böyle musallat ederiz. Enam 123-129

İnsanoğlu için yaratılan bu dünyada İnsanın meziyetleri yanında zaafları ve kusurları da elbette ki bulunmaktadır.

Toplumun, dolayısıyla insanların bu zaaflarını kullanıp Toplum ve İnsanı (İyi veya kötü niyetli) gütmeyi amaçlayan Kurt karakterli, Tilki huylu, Maymun iştahlı, Sırtlan bakışlı, Eşek anlayışlı bu insanlar emellerini gerçekleştirmek için hemcinslerinin etini, (birçok canlı türünde bu özellik olmamasına rağmen) yemeye çalışmakta ve alçakça da yemektedirler.

Bu meseleyi ifade etme anlamında fil terbiyecileri buna çok güzel örnektir.

Fil terbiyecileri Filleri yetiştirmek için, simsiyah elbiseler giyinip gelirler ve filleri etrafı duvarlarla örülü avlularda günlerce aç bırakır ve kendileri her gün giydikleri simsiyah elbiselerle gelerek filleri döverek her türlü eziyeti yaparlar ve bu durum günlerce bazen haftalarca hatta bazen aylarca sürmektedir. Filler artık tam bu durumdan kurtulma umutlarının kalmadığına inandıkları anda aynı adamlar bu sefer üzerlerinde beyaz elbise, ellerinde yiyecek içeceklerle gelirler. Fillerin aç olan karınlarını doyurmaya, susuzluklarını gidermeye, yaralarını tedavi etmeye başlarlar ve filler aylarca gördükleri o eziyetlerden sonra kendilerine şefkat eli uzatan bu (aynı) insanlara gözyaşı akıtarak minnet duymakta ve onlara artık kurtarıcı gözüyle bakıp köleleri olup her işlerini zevkle yapmayı bir borç sadakat bilip emir kulları olmaktadırlar….!

İşte Kapitalist zihniyetin toplumları terbiye etme metodu…

Kölelik ruhuna, tiryakilik tadında bağımlı hale gelen toplumlarda; özgürlüğü kölelere anlatmanın ne kadar zor olduğunu karşıdakilerine bir türlü anlatamıyor insan … Özgürlüğün emek istediğini, Zorluklara, acılara ve yokluklara dayanma gücü, Direniş azmi gerektirdiği, Haysiyet ve Dik duruş istediğini… Hiç kimseye anlatamıyor bir türlü …

Uyuşmuş, uyuşturulmuş, tembel ve beceriksiz bırakılmış sürü psikolojisi ile güdülen köleler, bir süre sonra köleliği özgürlük diye yudumlamaya başlarlar.

Birileri; Hak olan Özgürlüğünü vermeye kalktığında ise kendini ulu orta yerde çıplak kalmış gibi hisseder ve köleliğe mahkûmiyetten yana bir hayat istemek zorunda kalır. Çünkü vazgeçilmez alışkanlık haline gelen kölelik yaşama(özgürlüğe) dönüşmüştür beyinlerde. Çünkü algı fiziksel olmaktan çıkıp zihinsel bir hal almaya başlamıştır. Efendinin sunduğu rezaleti yaşam saymak gibi…Bu bir hayatsa tabi…

Bu Kölelere efendilik yapanlar; bu sömürücü, güdücü ve hayvani düşünce ve taktiklerle her ne kadar Köle zihniyeti şerbetiyle sarhoş olmuş Toplumları ve kişileri, uysal koyun misali güderek başarılı olduklarını zannediyorlarsa; Ey insan bedeni üzerinden Ticaret yapan Tüccar zihniyetli Efendiler Unutmayın ki;

Bu yaşam tarzını, rahatlık ve huzur gören köleler, yarın onlara bunun daha iyisini vadeden efendilere karşı sizi de satacaklardır.