AKILLI DELİ

Onlara, «Allah’ın indirdiğine uyun» denildiği zaman, dediler ki: «Hayır biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.» Ya Ataları bir şeye akıl erdirememiş, doğruyu da bulamamış idiyseler? Bakara 170

 

Bugün dünya insanım diyen mahlûkatın acımasız katliamlarıyla inim inim inlerken ve hergün eskisine bir yenisini eklerken;

Teknolojik çılgınlık furyası ile deliren, ahlaksızlık ve pervasızlıkla kuduran, Onursuz hayatı yalanlarla, sür manşet yaşam olarak algılayan ve benimseyen böyle bir cins ve tiplemenin yanında…

Yaratılış doğası üzerine kaim ve daim doğrulmaya çalışan, Hayata ve olaylara bazı canlılar gibi siyah-beyaz değil, tabiatın tüm renkleriyle çeşitli ve farklı bakan, Nadide,Doğruluk ve Şahsiyet sahibi

“Onlar içinde bilhassa sevil.

Az ’da olsa yok değil.”

diye anılan mutluluk, Adalet ve merhamet dağıtıcısı ve ne yapmalı, ne etmeli diye dertlenen azınlık insanlarımızda var şükür…

 

Hayvan bile doyacağı kadarla yetinirken, doyduğu halde doymayan, yemek için yaşamayı gaye edinen insan ötesi Emperyalistler!

Yalan, yanlış ve kan üzerine kurdukları kapitalist sömürü otoritelerinin yanlışlarını doğru diye algılatmak, doğruları ötekileştirip bertaraf etmek,

fundamentalist ve şövenist akımları kutsallaştırarak fitne tohumları ekmek…

Kendi düzen ve sistemlerine uymayan doğru ve akılcı düşünceleri sistematik olarak yok etmek için doğruları yanlış, akıllıları deli görme politikası ile toplumları kutuplaştırırlar.

Böylesi bir dünyada şahsiyet ve aklı korumanın tarifidir bence bu hikâye.

 

Hayatın kendisi, can’ın vazgeçilmezi Su olan akıllı bir toplumun susuz bir şehrinde;

Susuzluktan kıvranan bir akıllı “ Aç tavuk rüyasında kendini darı ambarında görürmüş” misali rüyasında,  yakındaki dağdan bir suyun çıktığını ve bu Su’dan içenin delirdiğini görür.

Sabah uyanıp dışarı çıktığında rüyada gördüğü dağdan su çıktığını duyup,görünce;“İçmeyin” diyerek rüyasını anlatır ve halkını uyarır.

Su’dan mahrum bu halkı Su’dan uzaklaştırmanın mümkün olmadığını gören adam; “Bari yakınlarımı ve Ailemi koruyayım.” düşüncesiyle ailesini ancak bir süre durdurabildiyse de, Suyun cazibesi ve mahrumiyetin verdiği aşırı istek ve arzunun

önüne geçilemez ve kalanlar da bu Su’dan içerek delirirler.

Deliren bu toplumda Akıllı bir tek bu adam kalır.

Zaman içerisinde farklı davranışlar sergileyen ve kendilerine benzemeyen bu akıllı adamı,Toplum Yadırgayarak her gördüğü yerde “Deli,Deli…” diye çağırmaya ve alaya alarak deli görmeye başlarlar.

 

İşte böylesine dar düşünceye sıkışmış, tek tip tiplemesinin yaşandığı deli bir toplumda renkli- farklı davranış ve düşünceye sahip akıllı bir adam; yalnızlaştırılmaya, ötekileştirilmeye ve farklı görülmeye başlanır.

Çünkü toplum, kişileri yozlaştırarak ya kendine benzetir. Ya da reddeder,dışlar.

Tıpkı: Kendinden olmayan ve kendine uymayan farklı bir cismi vücudun reddetmesi gibi…

Benim de arkama teneke bağlayıp “Deli… Deli” diye çağırırlar mı?tedirginliği ve korkusuyla içimden geçiriyorum.

Akıllı geçinen deli bir toplumda:

Akıllı bulunur mu?Bulunursa: Yaşar mı?

Yaşarsa: Değer ve yer bulur mu?