Ahlaka Boyanmak

Biz, Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz”   Bakara 138

Usanmadan Şefkat ve merhamet dağıtan gözlerin bakışlarında sevginin sıcaklığını hissettiğimiz….

Yaşamını hayatımıza taşıyamadığımız için vicdanları rahatlatma adına doğumunu ve varlığını efsaneleştirip yücelttiğimiz….

Beden gözüyle olmazsa da Kalp gözüyle gördüğümüz ve tanıdığımız…

Göklerden değil içimizden çıkan bizleri düşünen, bizlere düşkünlüğünü bildiğimiz….

Hayatın her zorluğunu bizlerden daha fazla yaşayan, acıkan, hastalanan ve üzülen…

Gökten inen yemek sofralarıyla değil Kur’an sofralarıyla doyan ve ümmetini bu sofrada toplayıp doyuran…..

Fiziksel güzelliğine methiyelerek dizilerek Erdemli ve Ahlaki kişiliği unutturulmaya çalışılan…

Allah’ın, Meleklerin ve Müminlerin salat ve selam ettiği, övgülere layık…

Üstümüze, Karanlığı yırtıp aydınlığı getiren güneş gibi doğan öyle bir peygamber ki benim peygamberim. Kâbe’sini arıyordu…

Bulma derdiyle Kendini Allah’ın boyası (Sibğatullah) ile boyayarak Hira’sına çekildi. Kâbe’sini arayan Hira’ya çıkmadan evvel mutlaka Allah’ın boyasına bulanacak. Kişi karakter ve mizacına uygun bir renk seçme özgürlüğüne sahiptir.

İster Kan Rengi kırmızıyı, ister Gökyüzünün maviliğini, isterse Süt beyazlığını seçsin.

Ne renk olursa olsun yeter ki renge bulanarak Allah’ı, Melekleri ve insanları kendine şahit kılsın.Gökte Ahmet Yerde İsmi Muhammed olan Peygamberim, Resulüm, Nebim.

Tüm renklere sahip Sıbğa ile özünde hayatını görünürde bedenini, yüreğini boyadı.Hayatın tüm renklerini hayatı boyunca üstünde taşıdı.

Kâbe’sini bulmaya koyulan Her İnsanın bir Hirası ve bu Hira’da bir yalnızlığı, Toplumdan ve Kalabalıklardan bir kopuşu olacaktır.

Hira’ya çıkan peygamber derin tefekkür dünyasında yalnızlığı kendine sevgili ve sevimli kılınca gözün gördüğünün ötesini kalbiyle gördü. Melekler yüreğinden çıktı gözlerinin önüne düştü.

“Oku” dedi. “Okuma bilmem.” dedi. Israr ettikçe melek, Nebi “okuma bilmem.” dedi. “Yaradan Rabbinin adıyla oku!” denilince sustu.

Hira’nın verdiği engin tefekkür denizinde yüzerek sahile ulaştı. Çünkü artık anlamıştı. Oku’dan kastın elin yazdığı ve dilin söylediği sözün olmadığını. “O insanı Alaktan yarattı.” deyince tefekkür hazinesindeki mücevherat ortalığa döküldü.

Çünkü öğrenmişti ve okuyordu artık. Kainatı okudu. insanı okudu ve sustu. Okuyunca da dehşete düştü korktu. Kaçtı.Evine Yâr’ ine vardı.

İşte Ümmi olanlar, Çobanlar; Hayatı ve içindekileri işte böyle okurlar. Böyle okuyanlarda bilin ki dünyaya hükmetmişlerdir.

Yönümüzü kaybetmeden Kâbe’yi bulmak istiyorsak Gelin Allah’ın boyası ile boyanarak Hira’ya çıkalım.

Unutmayalım ki; Hira’sı olanın Kabesini bulması kaçınılmazdır.