ADAM GİBİ, ADAM OLMAK!

İnançlarının bütünlüğünü bozarak gruplara, fırkalara ayrılanlara gelince: onlar için yapabileceğin bir şey yoktur. Unutma, onların işi Allaha kalmıştır: ve zamanı geldiğinde Allah onlara vaktiyle yaptıklarını gösterecektir.  Enam159

Yürek mağaramda karanlıklarla gizlenmiş duygularımı açığa çıkaran güneş ışıkları gibi;

Yüzün birden anlamsızlaşıp, gözlere karanlık bir hüzün çöküşü üstüne dünya ve ahiret hayatımızı aydınlatan, hayata anlam katan ve bunu yüzümüzde tebessümlere çeviren vahiy ışığının aydınlığı içinde bir hayat yaşaması gereken toplumlar ve bizler maalesef bu konuda sınıfta kaldık.

İnsanoğlunun yalnız beşer yönünü hayata yansıttığı ve beşeri istek ve ihtiyaçlarını yaşadığı nefsani dünyasında, hilesi pek zayıf olan iblis ve dostlarının parmağında oynattığı bir oyuncağa dönüşmüş ve elden ele bir paçavra gibi değersizleştirilmeye devam ediliyor insanoğlu maalesef.

Aliyev’in dediği gibi adını tembellik koyduğumuz mehdi kurtarıcılığı ile vermemiz gereken çaba ve emeği; mehdi anlayışı ile toplumsal olmaktan çıkararak, ferde indirgeyerek beklentilere girdik.

Bunda bile ne kadar samimiyiz. Şüpheli! Hatta ikiyüzlüriyakârız. Tıpkı firavunun zulmü altında inleyen köle ruhlu İsrail oğullarının beklediği Musa’ nın gelişi karşısında toplumsal bir hareketi ferde indirgemeye çalışan şu asi sözleri gibi. “ Ey Musa bizler aciz kimseleriz. Sen ve Rabbin!gidin savaşın biz arkanızdan geliriz.”

İşte Köleliği hayat, zilleti huzur ve tembelliği kurtuluş gören toplumların durumu böyle ne kadar da içler acısıdır.

«Benim namazım, ibadetlerim ve diriliğim ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.» diyen ve Ey doğru yolda ve doğruları savunuyorum diye avunan topluluklar;Düşmanlarımız kadar cesur olamazsak, dik duramazsak veya doğrulmak için eylem içerisine girmezsek taşıdığımız mevcut organlarımız körelir ve işlev göremez hale gelir ki; işte o zaman sürüngen hayvanlar gibi sürünmekten kurtulamayız.

Yanlış yapanın eyleminehayret edilmesi vekerih görülmesi gerekenahlaklıbir toplumdan,yapılması gereken bir doğrunun büyük bir olay ve davranış olarak görüldüğü bir topluma dönüşen şu insan topluluklarına ya ne demeli.

Gazete manşetlerine kapak yapılan ve  “böyle insanlar hala var mı, kaldı mı?” diye hayretlere düşecek kadar aşağılar aşağısına yuvarlanmaya devam ettiğimizin ne kadar farkındayız. Olması gerekeni, olağanüstü görmek hangi şeytani zihniyetin öğretisidir.

Bırakın elin gâvuruyla kendi insanımızı mukayese ederken kendimizi aşağılamayı;

Müslüman olmuş bir ecnebinin iki günlük islami hayatını görüp ona övgüler dizmemiz ve ondan feyz almaya çalışmamız ne kadar üzücü ve utanılması gereken bir durum iken bizler şunu hiç akıl edemedik mi? 40-50 hatta 60 yıllıkislamihayatımızda neden biz hala iki günlük bir Müslümanın yaşadıklarını ve hayatına yansıttıklarını bizler bir ömürde bırakın tamamını neden bir cüzünü bile koymadık veya koyamadık. Yüzümüzü yerden kaldırmaya bile utanacağımıza kuldan utandık ama Allahtan utanmadık,utanamadık

Demek ki bilinen ilimden âlim olmazmış öğrenilen ilimden âlim olunurmuş vesselam.

Ahlaki olmayan bu yanlışlar karşısında Kendimde dâhil, toplumun kendisini sorgulaması için yüce Yaradan’ın dediği hatırlatmayı yaparak sözlerimi bitiriyorum.

Ey İman Edenler! İman ediniz.