ACZİYET

Ey insan acizliğini unutma ve rabbine yönel. Kime giderseniz gidin dünyada en güçlü gördüğünüz kimselerin de (güçlerinin) bir sınırı var. Dünyadaki hiçbir şey sınırsız değil. Dünyada sınırsız özgürlük yok. Hem özgürlük nedir ki? Şöyle bir düşünün; batıda nefsin istediklerini yapmak özgürlük, bizde nefse uymamak özgürlük. Yani kuralsızlık, daha kısa adıyla ahlaksızlık. Oysa Rabbin insana ‘haddini aşma, sen dünyaya kalmak için gelmedin’ diyor. Ya ne için; “Ey toplumum, şu iğreti dünya hayatı, geçici bir nimetlenmeden ibarettir. Ahiretse sürekli durulacak yurdun ta kendisidir.” (Mümin 39). Ey insan, bu dünya hayatının geçici olduğunu birisinin hatırlatmasına gerek yok. Aslında yirmi sene önce tanıdığın bir çok kimse toprak altında; Yirmi sene sonra da bu gün gördüğün bir çok kimse hatta belki sen bile toprak altında olacaksın. Sonunda ölüm varsa bu acele niye? Oysa dünyanın sınav yeri olduğunu unuttuk, evet sınavdayız ve dersimize iyi çalışmamız gerekiyor. Öyleyse Rabbimiz karşısında acizliğimizi unutmayacağız. Eğer ona sığınırsak, eğer ona iltica edebilirsek o zaman sorunlarımız çözülecek. Şöyle geriye doğru, peygamberlerin sınavlarına bir bakalım; Hz. Adem haram meyveyle; Hz. Nuh evlatla ve karada gemi yapmakla: Hz. İbrahim can, eş ve evlatla; Hz. Süleyman varlıkla; Hz. Zekariya yoklukla sınandı. Bizim sınavımız hangisi acaba?

“Yoksa siz, sizden önce gelip geçmiş olanların karşılaştıklarının benzeri başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara şiddetler, belalar ve zorluklar gelip çattı; sarsıldılar. Öyle ki, resul ve onunla birlikte inananlar, ‘Allah´ın yardımı ne zaman?’ diye yakarıyordu. Haberiniz olsun ki, Allah´ın yardımı çok yakındır.” (Bakara 214). İşte bir başka ayet daha “Yoksa siz, Allah içinizden uğraşıp didinenleri seçmeden, sabredenleri seçmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Ali İmran 142). Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Kalbinizin sahibine emanet olun.

Muhittin KANDIRMAZ