24 HAZİRANIN ARDINDAN

Öncelikle yirmi dört haziran seçimleri ülkemize, milletimize, vatanımıza ve ümmetin yetimlerine öksüzlerine, gariplerine; Gazze’ye, Filistin’e, Sudan’a, Pakistan’a, Keşmir’e, Patani’ye Arakan’a, Somali’ye ve ismini sayamadığım birçok ülke ve topluma hayırlı olsun. Sözü çok uzatmadan önümüzdeki beş yıl bizi yönetecek olanlara acizane bir kaç hatırlatmam olacak. Önceliğimiz adaleti tesis etmek olmalıdır. Zafer sarhoşluğu ile hareket etmek gibi bir lüksümüz olmamalıdır. Hani Allah Resulü’nün Mekke’nin fethi gününü hatırlayalım. Malum can düşmanları tarafından Mekke’den hicrete zorlanmış ve zoraki hicret etmişti. Uzun süren bir ayrılıktan sonra Mekke’nin fethini yapmak üzere çok kalabalık bir orduyla Mekke’yi kuşatmış ve üç beş kişinin dışında kimsenin burnu bile kanamadan Mekke fetfedilmişti. Ne yapmıştı sevgili Resul? Devesinin üzerinde başını devesinin boynuna değecek kadar eğmiş, yaşlı gözlerle Mekke’ye girmişti. Hiç kimseye kini yoktu, hiç kimseye düşmanlık beslememişti. Oysa Mekke müşrikleri onun canına kast etmişlerdi. Ama O’nu Rabbi terbiye etmişti. Ne diyordu Rabbim iz; “Allah’ın zafer garantili yardımı ve Fetih geldiğinde, (Nasr 110:1) Allah ın vadi gerçekleştiğinde. ve insanların Allah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde..” (Nasr 110:2). Senin direnip mücadelenin sonucunda sakın ha şımarma peki ne yapmalı. “Rabbinin sınırsız şanını yücelt, O’na hamdet ve O’ndan mağfiret dile çünkü O, her zaman tevbeleri kabul edendir.” (Nasr 110:3). Evet senin görevin insanları öldürmek değil, seni öldürmeye gelenin sende dirilmesidir. O, vahyi çok iyi anlamış ve hayatına yansıtmış, yaşamış. Bizim de onu örnek almamız gerekmez mi? Bir müslüman olarak zaten Rabbimiz de bunu emrediyor. “Andolsun Allâh´ın Elçisinde sizin için Allah´a ve âhiret gününe kavuşmaya inanan ve Allâh´ı çok anan kimseler için, (uyulacak) en güzel bir örnek vardır.” (Ahzâb 33:21).

Bir hatırlatmamız daha var. Hepimiz biliyoruz belki ama tazelemekte fayda var. Şeyh Edebali’nin damadı Osman Bey’e öğüdü;

“Ey oğul! Beysin! Bundan sonra öfke bize; katlanmak sana.Acizlik bize, yanılgı bize; hoş görmek sana.. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana.. Kötü göz, şom ağız , haksız yorum bize; bağışlama sana.. Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengeclik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana düşer.

Ey oğul

Yükün ağır, işin cetin, Allah yardımcın olsun. Hak yoluna yararlı etsin. Işığını parıldatsın. Uzaklara iletsin. Sana yükünü taşıyacak güç, ayağını sürtmeyecek akıl ve kalp versin. Sen ve arkadaşların silahla, bizler de düşünce, fikir ve dualarla bize vadedilenin önünü acmalıyız. Tıkanıklığı temizlemeliyiz.”

Ne güzel demiş.

Rabbim seçim sonuçlarını tekrar hayırlı ve mübarek etsin.

Selam, dua ve dua talebiyle.